5 Kasım 2003
Feminet Programından notlar
Kadın tarihinde bu
hafta:
1 Kasım 1959 İlk kadın tiyatroculardan Halide Pişkin öldü.
2 Kasım 1970 5 Ocak 1970`te Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri olan
Behice Boran,TİP Genel Başkanı oldu. İlk kez bir kadın,bir siyasi partinin
genel başkanı oldu.
2 Kasım 1989 İstanbul`da da, cinsel tacize dikkat çekmek için
"Bedenimiz Bizimdir, Cinsel Tacize Hayır"kampanyası başlatıldı. 2 Kasım
sabahı vapurda yapılan bir basın açıklamasının ardından kadınlara mor iğne
satışına başlandı.Kampanya, kamuya açık yerlerde kadınlara ucu mor toplu
iğne dağıtıldığı için kısaca "Mor İğne Kampanyası"olarakta anılıyor. İzleyen
yıllarda, mor iğne fikrinden etkilenen bir grup Alman feminist kadın, Köln
kentinde mor iğne dağıtılan bir "tacize hayır" kampanyası düzenlendi.
2 Kasım 1990 İstanbu`da Aile Araştırma Kurumu`nu ve Müslüman-Türk
aile yapısını güçlendirmeye yönelik devlet politikalarını protesto eden 30
kadın topluca boşanmak için mahkemeye baş vurdu.Kampanya sloganı,"Bizimle
boşanırmısınız?"idi.
3 Kasım 1984 İstanbul İktisatçılar Lokali`nde Kadın Çevresi Kitap
Kulübü'nün açılışı yapıldı.
4 Kasım 1875 Kadınlara yönelik Ayine Dergisi Selanik'te yayınlanmaya
başladı.
4 Kasım 1987 Ankara’da Mülkiyeliler Birliğin’de feminist kadınların
düzenlediği Dayağa Karşı Kampanya toplantısında bir araya gelen kadınlar
"Perşembe toplantıları"na başladı. Perşembe Grubu adınıalan kadınlar,11-12
Şubat 1989`daki"Feminist Haftasonu"nun ve "Bekaret Kontrolüne Hayır,
Bedenimiz Bizimdir"kampanyasının organizasyonunda aktif rol aldı.
5 Kasım 1919 Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti kuruldu.
6 Kasım 1987 TÜYAP Kitap Fuarı`nda kadınlar tarafından Dayağa Karşı
Standı kuruldu. Fuar süresince "Sizce dayağa karşı bir kampanya gerekli mi?"
anketi yapıldı ve büyük ilgi gördü.
7 Kasım 1974 Milli Gazete`de ilk kez islam dini açısından kadın
sorunlarına yaklaşan bir kadın sayfası hazırlandı.
Kadın Dünyasından
Haberler
- Dev şirketlerin tepe yönetiminde kadın yok
Dünya genelinde büyük şirketlerin çoğunluğunda CEO’lar erkeklerden oluşuyor.
Ünlü ekonomi dergisi Fortune’nun ilk 500 sıralamasında yer alan şirketlerden
yalnızca 7’sinin başında kadın CEO var. İngiltere’de ise ilk 100 şirketten
yalnızca birinin yöneticisi kadın.
Büyük şirketleri yöneten kadın sayısının az olmasının en bilinen sebebi,
kadınların çocuklarıyla erkeklerden daha fazla ilgilenmesi... Ancak satış,
finans, pazarlama gibi bazı alanlarda CEO’nun hemen altında çalışan
kadınların sayısı son dönemde büyük artış gösteriyor.
Kadınlar neden CEO olamıyor?
The Economist dergisindeki habere göre, kadınlar şirket yönetimine yükselen
basamaklarda üç ana problemle karşılaşıyor. Birincisi, gerçekten gerilimli,
kendilerini yüksek yerlere taşıyacak işler bulamıyorlar. Araştırmalar,
sıkıntılı şirket ayrılıklarını ya da yeni başlatılacak bir işi yönetmek için
erkeklerin kadınlardan daha fazla tercih edildiklerini gösteriyor.
İkincisi, kadınlar erkeklere göre iş ve sosyal yaşam ayrımını daha fazla
gözetiyor. Erkeklerin iş çevrelerinde erkeklerle kurdukları dostlukları
sosyal yaşamlarına taşımaları yükselmelerinde yardımcı oluyor.
Kadınların CEO olmak konusunda önüne çıkan engellerden üçüncüsü de
liderlikle uyumlu bir imaj geliştirmekte zorlanmaları. Bu konuda kadınların
önünde daha az rol model var ve erkek stili bir modeli benimsemek kadınlarda
pek işe yaramıyor. "Saldırgan" erkek yöneticilere hayran olunurken, aynı
özelliğe sahip kadın lider özellikle diğer kadınlar tarafından hoş
karşılanmıyor.
- İdeal eş esprili ve temiz olmalı
İngiltere’de yapılan bir ankete göre, ideal eşin dış görünüşü değil, temiz
ve esprili olması önemli. İngiliz sigorta şirketi Prudential tarafından
yaptırılan ankete 246 kişi katıldı. Ankete katılanların yüzde 89’u için
ideal eşin en önemli özelliği espri yeteneğinin olması.
Katılımcıların yüzde 83’ü hijyene önem verdiğini açıkladı.
Kadınların yüzde 83’ü eşlerinin zeki olmasını tercih ederken, erkeklerin
sadece yüzde 76’sı bu özelliği önemsiyor. Ankete göre, erkeklerin yüzde 75’i
eşlerinin güzel olmasını isterken, kadınların yalnızca yüzde 62’si
yakışıklılığın önemli olduğu görüşünde.
Erkeklerin yüzde 35’i zengin eşi tercih ederken, kadınlarda bu oran yüzde
60’a çıkıyor.
- Güneydoğulu kadının ‘töre’ intiharı
Güneydoğu Anadolu’daki 134 intihar olayıyla ilgili bir araştırma Dicle
Üniversitesi, intiharların son 5 yılda iki kat arttığını ve bazı kadınların
aile meclisi kararıyla öldürüldüğü, olaya intihar süsü verildiği sonucunu
tespit etti.
- Kadın konulu oyun sahnede
Türkiye’nin farklı yörelerinde yaşayan veya o yörelerin izlerini göç ederek
büyük şehirlere taşımış 13 kadının hikayesini konu olarak ele alan ‘Yazmadan
Dökülenler’ oyunu Tiyatro Amargi tarafından sahneleniyor. Oyun, 16 ve 20
Kasım’da Oyuncular Tiyatro Kahve’de ve 12 Kasım’da Ortakoy Afife Jale
Sahnesi’nde sergilenecek.
- Meme Kanserinin Oluşumu Engellenecek
Uluslararası Meme Kanseri Araştırmaları Birliği'nin Sacramento kentinde
düzenlenen 24. Kongresi'nde deneyleri konusunda bilgi veren California
Üniversitesi'nde görevli bilim adamları, meme dokusunun normal büyümesini
sağlayan ''beta 1 integrin'' isimli gen üzerinde yoğunlaştıklarını
belirttiler. Bu genin bozuk çalışmasıın doğrudan tümör oluşumuna neden
olabildiğini kaydeden bilim adamları, bu genin, kanser olma riski bulunan
farelerden çıkarılmasıyla kanser hastalığının önlenmiş ve var olan
tümörlerin büyümesinin engellenmiş olduğunu ifade ettiler.
- Erkekler de isyan ediyor
'Sadece biz askerlik yapıyoruz. Şiddete maruz kalıyoruz. İstediğimiz
renkleri giyemiyoruz, ağlayamıyoruz, gülemiyoruz. Sadece biz başlık parası
ödüyoruz. Cinsiyet bazında örgütlenmiyoruz. Evlenme masraflarını biz
karşılıyoruz. Boşanırken nafaka ödüyoruz. Hesapları hep biz ödüyoruz’... Tüm
bunlar yazar Zafer Kılıç'ın 'erkek haklarını' savunan kitabından notlar.
Kılıç 'Muhteşem Aptal Erkekler' adlı kitabında yaptığı tespitlerle
erkeklerin isyanını dile getiriyor. Kılıç'a göre erkekler büyük bir cendere
içinde ve bu durumun sorumlusu kadınlar. Çünkü kadınlar üretime yeterince
katılmıyor, hastalıklarını abartıyor, cinselliklerini ve anneliklerini
kullanıyor, her konuda ayrıcalık bekliyor, erkeklere haklarını teslim
etmiyor, toplumsal yaşama gerektiği gibi katılmıyor. Sayfalar ilerledikçe
yazarın eleştiri dozu da artıyor. Kılıç kadınların politikaya da bilerek ve
isteyerek girmediklerini iddia ediyor: 'Çünkü kadınlar bu kadar sıkıntıyı,
aşağılanmayı, riski, dövülmeyi, hatta ölümü göze almazlar. Bu kadar az
okuyan bir kesimin siyasete ilgi duymasını beklemek, safdillilik olur.'
Eh, ne diyelim yazar doğru kadını bir türlü bulamamış...
Konu-1: Klasik erkek
yalanları
Erkekler, bir kadınla birlikte olmak uğruna ya da birliktelik sürerken,
birçok kez yalan söyleyebilir. Ama bunların arasında öyleleri vardır ki,
duyduğunuzda "hadi canım" dersiniz. İşte ilk akla gelenler...
Kalabalık içinde duygumu saklamam: İşte size koskocaman bir yalan.
Erkeklerin yüzde doksanı, eşlik ettikleri kadınlara kalabalık içinde sevgi
gösterisi yapmaktan hoşlanmazlar. Ama ilişkinin yeni basladığı dönemde,
karşıdakini memnun etmek için böyle bir söz söyleyebilirler. Kadınlar,
sevildiklerini, ilgi gördüklerini herkesin bilmesini isterler. Erkekler ise
özel yaşamları konusunda çok daha tutucudurlar. Hele hele duygularını
herkesin bilmesini istemezler. Hatta sevdikleri kadına bile duygularını açık
açık belirtmekten kaçındıkları çok görülür. Fakat erkekler, yeni
tanıştıkları kadınlardan bu özelliklerini gizlemek isterler.
Ben seni ararım: En sık söyledikleri yalan budur. Genç adam yeni tanıştığı
genç kızla bir daha buluşmak istemiyorsa, bu küçük yalan ile işin içinden
sıyrılır. Ayrıca bu cümle çok kullanışlıdır! Bazı erkekler de uzun süren
ilişkiyi bitirmek istedikleri zaman gene bu yalana başvururlar. Erkek
buluştuğu kadınla vedalaşırken, onunla bir daha görüşmemeye karar vermiş
olsa bile "Ben seni ararım" deme gereğini duyar. Aslında bu yalan buluşmayı
noktalamanın bir başka yöntemidir. Ve de erkek bu şekilde konuşmakla kadına
karşı saygılı davrandığını düşünür. Öyle ya "Seninle berbat bir gün
geçirdim. Bir daha görüşmeyelim" demesi yakışık almayacaktır. Erkeklerin
kadınlara söyledikleri yalanlar arasinda en masum olanı budur.
Kesinlikle şişman değilsin: Kadınlar malum... Fazla kilolar, neredeyse en
büyük korkulu rüya. Şişman görünmemek için ne yapacaklarını şaşırıyorlar.
İşte erkekler de bu gerçeği bildikleri için kadınlara şirin görünmek uğruna
yalan söylemekten kaçınmıyorlar. Kadının dış görünüşü hakkında erkeğin
gerçekleri açıklaması kibarlığa ters düşüyor. Gerçi son yıllarda erkekler
kadınlara karşı eskisi kadar kibar davranmıyorlar. Ama gene de "şişmanlık"
konusunda daha incelikli bir tavır ortaya koydukları söylenebilir!
Üstelik bir erkeğin, flört ettiği kadına, "beni şişman buluyor musun?"
sorusunu yöneltmesi pek ender görülen bir olaydır. Ama kadınlar, şişman
olmadıklarının onaylanması için ikide bir de bu soruyu yöneltirler.
"Bir kadını kandırmak için ona yalan söylemem": Aslında erkekler,
hoşlandıkları kadınlarla bir an önce sevişme aşamasına gelmeye bakarlar.
Doğrusu bu konuda çok da sabırsızdırlar. Fakat kadın bazı konularda tereddüt
ediyorsa, erkek hemen küçük yalanlara başvurarak, isteğini gerçekleştirmeye
bakar. Erkeğin kadını kandırmak için yalan söylemesi iki taraf için de kötü
sonuçlar yaratabilir. Fakat erkek, kadınla sevişmeye can atarken, bunu
düşünemez.
"Ben sevdiğim kadını asla aldatmam": Sosyologlar ve psikologlar, erkeğin
sadece bir kadınla yetinemeyeceğini söyleye dursunlar... Erkekler, beraber
oldukları kadınlara aldatma konusunda "hala" güvence vermekten hiç
kaçınmıyorlar. Erkek, ilişki kurduğu kadına, onu asla aldatmayacağını kesin
bir ifadeyle söyler. Oysa bazı erkekler bu yalanı söyledikleri gün bile
kadını aldatmış olabilirler.
"Ben evlenecek tipte bir erkek değilim": Kadınlar evlenip bir yuva kurmak
için sabırsızlanabilirler. Flört ettikleri erkeği de evlilikle kendilerine
bağlamayı isteyebilirler. Eğer erkek bu kadınla evlenmek istemiyorsa, o
zaman suçu kendi üzerine alır ve kişiliğinin evlenmeye uygun olmadığını
söyler. Evlenecek tipte bir erkek olmadığı için ilişkiyi resmiyete dökmeden
sürdürmeyi yeğler. Ancak aynı erkeğin bir süre sonra bir baska kadınla
evlendiğini duyarsanız hiç şaşırmayın.
(Gönderen: Eser Sayar)
Konu-2: Kadınlar en çok
fiziksel şiddete maruz kalıyor
Kadınlar fiziksel şiddetin yanı sıra, ekonomik, cinsel, sözel, duygusal
şiddetle karşı karşıya kalıyorlar. Buna bağlı olarakta ruh sağlıkları önemli
hasarlar meydana geliyor. Uluslararası Af Örgütü verilerine göre, ABD'de
kadın mahkumlar, gardiyanların cinsel saldırılarına karşı karşıya kalıyor.
Cezaevi görevlilerinin kadın mahkumlara tecavüz ve diğer cinsel saldırılarda
bulunduğu rapor ediliyor. Rusya'da da her yıl 14 bin kadının aile içi şiddet
nedeniyle öldüğü tahmin ediliyor. Bangladeş'te reddedilen kocaları veya
taliplerince kezzapla yüzü yakılan kadın sayısının yılda 200'e ulaştığı
tahmin ediliyor. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın bülteninde yer alan bir
araştırma yazısı... Kadınlar en çok fiziksel şiddetle karşı karşıya kalıyor.
Fiziksel şiddeti sözel, duygusal ve cinsel şiddet izliyor.
Fiziksel şiddet: Fiziksel şiddete, evli, 30 yaşın üzerinde, iki
çocuklu, evlenmek için işini bırakmış, eğitim düzeyi üniversite ve
okur-yazarlık arasında olan, mesleklerini "ev hanımlığı" olarak tanımlayan
ve sosyal güvencesi olmyan kadınlar uğruyor. Şiddete uğrayan kadınlar
üzerinde erkeklerin kullandıkları bazı yöntemler şöyle: "Yumruk, tekme, yere
düşürerek tekmeleme, kafa atma, boğazını sıkarak nefessiz bırakma, el-kol
bükme, yere ya da duvara fırlatma, bedeninde sigara söndürme, saç çekme,
ısırma ve tükürme. Alet kullanarak; Sopa, demir, değnek,odun,oklava, çubuk,
zincir, soba maşası, çekiç, kemer, hortum, elektrik kablosu, ip, kırbaç,
kızdırılmış aletler,kaynar su, bağlayarak dövme, bıçak, silah, balta,
makas,jilet, kırık şişe ve çatal."
Cinsel şiddet: Kadınların çoğu dayaktan sonra zorla cinsel ilişki
kurmaya zorlanıyor. İtiraz eden kadınlar tecavüze uğruyor.Her üç kadından
ikisine koca tarafından tecavüz ediliyor.
Sözel şiddet: Sözel şiddet, kadınları özgüvenlerini yok etmeyi amaçlayan çok
etkin saldırı yöntemleri arasında gösteriliyor. Sözel şiddet, aşağılama,
küfür ve hakaretin yanı sıra, bazen kadına takılan aşağılayıcı bir isimle,
bazen de kadının önem verdiği şeylerle, bedeniyle,dış görünüşüyle alay
edilerek sürdürülüyor.
Duygusal şiddet: Erkek egemenliğinin kendini suçlama, perdeleri açma
korkusu,yalnız sokağa çıkamama, geleceğe yönelik plan yapmama,güvensizlik,
düzgün cümleler kurmakta zorlanma, konuşurken gözle iletişim kuramama,
solgunluk, bezginlik, sık sık ağlama krizleri."
Peki bu kadınların durumu ne oluyor?
Şiddet ruhsal bozukluğa neden oluyor
Şiddete uğrayan kadınlar, çeşitli ruhsal bozukluklar yaşıyorlar. Bunlardan
bazıları şöyle: "Had safhada korku, ürkeklik, sessizlik ve
çekingenlik,eşinden korktuğunda başlayan titreme krizi,
uykusuzluk,bitkinlik, halsizlik, seslere karşı aşırı tepki, baş dönmesi,
ayakta duramama, unutkanlık, irkilme, çarpıntı,öfke patlamaları, aşırı
yorgunluk, umutsuzluk, sık sık çarpıntı hissi, kendini suçlama, perdeleri
açma korkusu, yalnız sokağa çıkamama, geleceğe yönelik plan yapmama,
güvensizlik, düzgün cümleler kurmakta zorlanma, konuşurken gözle iletişim
kuramama, solgunluk, bezginlik, sık sık ağlama krizleri."
Kariyer: Mülakata
hazırlanmanın 10 kuralı
Günümüzün iş piyasasında rakiplerinizin arasından bir adım öne çıkmanız
gerekiyor; yoksa rekabete karşı koyamazsınız. Büyük güne hazırlanırken bu 10
altın kuralı aklınızdan çıkarmayın.
1. Şık giyinin: Ne giyeceğinize mülakat gününden önce karar verin.
Sektöre ve başvurduğunuz pozisyona göre en uygun giysileri seçin, lekesi var
mı ya da buruşuk mu diye kontrol etmeyi de ihmal etmeyin. Söz konusu şirket
rahat bir yer olsa bile yataktan kalkıp gelmiş gibi görünmek istemezsiniz.
Her şeyden önce, kendinize güveninizin tam olması için iyi giyinmelisiniz.
Kendinizi iyi hissederseniz, karşınızdakiler de ona göre tepki verir.
2. Dakik olun: Mülakata sakın geç kalmayın. Biraz erken gidin ki
beklenmedik durumlara karşı biraz vaktiniz olsun, örneğin kaybolabilirsiniz.
Binaya mülakattan 10-15 dakika önce girin.
3. Araştırma yapın: Mülakattan önce başvurduğunuz şirket hakkında
araştırma yapıp sunduğu hizmetler, ürünler, müşterileri ve rakipleriyle
ilgili mümkün olduğu kadar çok bilgi edinin Böylece şirketin ihtiyaçlarını
iyi anlayabilir ve bu ihtiyaçlara nasıl cevap verebileceğinizi tahmin
edebilirsiniz. Şirketi ve piyasadaki konumunu ne kadar iyi bilirseniz
kendinizi o kadar iyi pazarlama olanağınız olur. Şirketin genel havasını da
görüp orada mutlu olup olamayacağınıza karar verebilirsiniz.
4. Hazırlık yapın: Yanınıza bir klasör içinde özgeçmişinizin birkaç
nüshasını, referanslarınızın birer nüshasını ve not alabileceğiniz birkaç
dosya kağıdı alın. Mülakatın sonunda sormak için de birkaç soru hazırlayın.
5. İstekli görünün: Karşılaştığınız insanların elini sağlam sıkın ve
onlarla mümkün olduğu kadar sık göz teması kurmaya çalışın, böylece
özgüveninizin tam olduğu anlaşılır. Aslında biraz heyecanlı olsanız bile
kendinden emin bir ses tonuyla tane tane konuşun.
6. Dinlemeyi Bilin: Mülakatta dikkat edilmeyen özelliklerden biri de
iyi bir dinleyici olmaktır. Hem konuşan insanları iyi dinlemelisiniz, hem de
satır aralarını okuyabilmelisniz. Bazen neyi söylemedikleri de neyi
söyledikleri kadar önemlidir.
7. Sorulana cevap verin: Adaylar bazen sorulan sorulara cevap vermeye
dikkat etmiyorlar. Size ne sorulduğundan emin olun ve tam anlamadıysanız
tekrar sorun.
8. Belirgin örnekler verin: Geçmişinizle ilgili vereceğiniz kesin bir
örnek anlatacağınız elli hikayeden daha çok akılda kalır. Başarılarınızı ve
eşsiz yönlerinizi vurgulayan örnekler bulun. Geçmiş başarılarınız gelecekte
de performansınızın iyi olacağının bir göstergesi olabilir.
9. Soru sorun: Birçok aday mülakatta soru sormaz ve önemli bilgileri
öğrenme fırsatını da kaçırır. Soracağınız sorular şirket ve iş hakkında
ilgili olduğunuzu gösterir.
10. İşin ucunu bırakmayın: İste e-postayla, ister mektupla olsun,
başvurunuzun peşine düşmeniz takdir edilecektir. Kendinizi pazarlamak için
bu son fırsatı iyi değerlendirmelisiniz. Mülakatta kendinizden emin ve sakin
görünmelisiniz. Yapabileceğinizin en iyisini yapmak için de iyi
hazırlanmanız gerekiyor. Mülakatın nasıl geçeceğini tahmin etmek olanaksız,
fakat bu kurallara uyarsanız daha az heyecanlanırsınız. Kendinizi en iyi
şekilde tanıtmaya hazır olursunuz.
Kaynak:
www.yenibir.com
Önceki Sayfa