Prof.
Dr. Jale İnan
(1914 - 2001)
1914 yılında İstanbul'da
doğan Jale İnan, liseyi bitirdikten sonra Aleksander von Humboldt
Vakfı'nın ilk bursiyerlerinden biri olarak, arkeoloji okumak üzere 1934
yılında Almanya'ya gitti. Bir yıl sonra da Türk devletinin bursunu
kazandı. 1939 yılında patlak veren İkinci Dünya Savaşı'nın dehşet
günlerinde, Nazilerin, siren seslerinin, bomba gürültülerinin arasında
öğrenim savaşı verdi.
1944 yılında Almanya'dan döndükten sonra, yazar Oğuz Atay'ın ‘‘Bir Bilim
Adamının Romanı’’ adlı kitabında yaşamını anlattığı Mustafa İnan'la
evlendi. 1945 yılında tek çocukları Hüseyin İnan dünyaya geldi.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eski Çağ Kürsüsü'nde Prof. Dr.
C. Bosch'un asistanlığı yapan Jale İnan, 1946 yılında İÜ Klasik
Arkeoloji Kürsüsü'nün çalışmalarına katıldı. Kürsüde Prof. Dr. Arif
Müfit Mansel'in asistanlığını yapmaya başlayan Jale İnan, çok zor
koşullarda gerçekleşen bir eğitim misyonunu da üstlendi. Yine aynı yıl
Arif Müfit Mansel'le birlikte Türk Tarih Kurumu adına Antalya'nın Side
ve Perge antik kentlerinde kazılara başladı ve bu kazılar, kesintisiz
devam etti. Perge'de gün ışığına çıkarılan eşsiz eserler nedeniyle
Antalya Müzesi, iki defa genişletilmek zorunda kaldı. 1940'lı yılların
olağanüstü zor, yoksulluk ve yoksunluk içinde geçen günlerinde, bir
kadın olarak kazı düzenlemek, her babayiğidin harcı değildi. Jale İnan,
bu sorunları kolaylıkla aşmayı başardı. Bu iki ana kazının dışında
Kremna ve Pamphylia Selukeia'sında kurtarma kazıları yaptı ve buraları
tarihi eser kaçakçılarının yağmasından kurtardı. Yaptığı kazılar,
özellikle son 25-30 yıldır, yöre halkının gelir düzeyinin yükselmesine
de neden oldu. Kazıların yanı sıra Side Müzesi'ni de kuran de kuran Jale
Hoca'nın 1980'de Perge kazıları sırasında bulduğu bir heykel parçasının
peşinde, polisiye roman kahramanlarına taş çıkarırcasına yaptığı çalışma
ise, birçok açıdan ibret alınacak bir olay:
Jale İnan 1980 yılında Perge'de bir Herakles heykelinin parçasını bulur.
Ama heykelin belden yukarısı yoktur. Bugün belden aşağısı Antalya
Müzesi'nde sergilenen heykelin üst bölümünün ABD'ye kaçırıldığı
söylentileri dolaşır. Jale İnan, bir dedektif gibi çalışmaya başlar ve
izini bulur. Konuyla ilgili olarak yazdığı makaleyle de bu iki parçanın
birbirine ait olduğunu öne sürer. Yıllar süren ısrarlı çalışmaları
sonunda bu iddiasını kanıtlama fırsatı da bulur. 1990 yılında Boston
Mitropolitan Müzesi'nda bir alçı kopyayla iki parçanın birbirine ait
olduğunu kanıtlar.
Meslek hayatı başarılarla dolu olan Prof. Dr. İnan 7 Şubat 2001'de vefat
etti. Ömrünü Arkeolojiye adayan İnan mesleğiyle ilgili şu sözü söylerdi
hep: "Kazibilimin kitaplardan degil, kazi yaparak ögrenilecegine inanir,
en büyük arzu ve dileginin iyi arkeologlar yetistirmek oldugunu".
Önceki Sayfa